Ana içeriğe atla

BANNER

AFŞİN BELEDİYESİ, GES'TEN 577 BİN LİRA GELİR ELDE ETTİ

12.11.2019 - 17:49

Afşin Belediyesi’nce 2018 yılında kurumuna başlanıp 2019 Haziran ayında üretime başlanan Güneş Enerji (GES) üç buçuk aylık üretimde 577 bin net gelir elde edildi.

Belediyenin sarf ettiği elektrik maliyetini karşılamak ve gelir elde etmek için sevin grup yolu mevkiinde 20 dönüm alan üzerine 400 panel kullanılarak inşa edilen 1 megavat gücündeki GES 4 milyon 370 bin liraya mâl oldu. 2019 yılı haziran ayında üretime başlanılan GES birkaç ay içinde tam kapasite çalışmaya başladı.
Üretimin sorunsuz bir şekilde sürdüğünü belirten Afşin Belediye Başkanı Mehmet Fatih Güven, elde edilen gelirler ile Afşin Belediyesi’nin enerji giderlerinin yanı sıra, santralin kendi borcunu ödediğini ve artan parayı da belediyenin diğer ihtiyaçları için kullandıklarını söyledi.

ges"AYLIK 150 BİN TL GELİR OLACAK"
Belediyelerin bu tür yatırımlarla kazanç elde etmesi gerekliliğine vurgu yapan Başkan Güven; "Yaklaşık üç buçuk aydır Güneş Enerji Santrali’miz devrede, bu süre zarfında 577 bin lira ne gelirimiz oldu. Üç buçuk aylık bir gelir bu. Kış aylarını da düşünürsek aylık 150 bin lira ortalama gelirimiz olacak. İlk başta üretime alındığında, sisteme dâhil edildiğinde ufak arızalar oldu. Onlarla zaman zaman gelirimiz azaldı ama yaz aylarında 180 bin lirayı bulduk, ortalama olarak 150 bin lira gerçekleşeceğini düşünüyoruz.
Buradan hareketle yıllık 1 milyon 8 yüz bin lira gelir elde edeceğiz. Elde ettiğimiz geliri belediye hizmetleri ve finansmanda kullanıyoruz. Öncelikle tesis kendi taksitini ödüyor. Belediye tarafından sarf edilen tüm elektriği ödüyor. Bir miktar paramız kalıyor, bunu da maliye ve Sgk borçlarına yatırıyoruz. Dolayısı ile belediyenin görmesi gereken hizmetleri finanse etmiş oluyoruz. Geri dönüş süresi 6 yıl olan bir yatırım. Bizim işe koyulduğumuzda maliyet 4 milyon 370 bin TL idi. Ucuza mal ettik, ama şu anki kurulum değeri 6,5 Milyon lira.

"GÜNEŞTEK ELEKTRİK ÜRETEN İLK BELEDİYE"
Bir yönden daha şanslıyız, değişen yeni yönetmeliğe göre belediyeler ihtiyaçları kadar üretim yapabilecekler ama biz bu yönetmelikten önce yaptığımız için 1 megavat üretim yapıyoruz. Aslında 1 megavat bizim ihtiyacımızdan çok fazla ama biz kurduğumuzda anlaşma yaptığımızda öyle bir şart yoktu. Dolayısı ile ihtiyacımızı karşıladığımız gibi ek bir gelir elde etme imkanına da kavuştuk. Türkiye’de güneş enerjisinden elektrik üreten ilk veya ikinci belediyeyiz. Bu anlamda biz başka belediyelere örnek olduk. Kârlılığını sürekli anlatmaya çalıştık.
Sanırım yakın zamanda Elbistan belediyesi kapasitesini bilmiyorum ama daha küçük bir tesis kuracak. Biz belediyelere örnek olmak, gelir kazanmasına vesile olmak istiyoruz. Her belediyenin bu tür çalışmalarla gelir elde etmesi gerekir. Çünkü günümüzde temiz enerji üretimi çok önemli. Bölgemizde ve Türkiye’de ilklerden biriyiz, tüm belediye başkanlarına tavsiye ediyorum. Proje noktasında işletme noktasında deneyim ve bilgilerimizi paylaşmaya hazırız." ifadelerine yer verdi.

DİSTİLASYON ÜNİTESİNİ KURULACAK
Afşin'in havasının ve rakımının kozmetik, temizlik, sağlık ve gıda sektöründe kullanılan bitkilerin yetiştirilmesine elverişli olduğunu belirten Güven, şunları söyledi. "Afşin-Elbistan Ovası Türkiye'nin dördüncü büyük ovası olma özelliğini taşıyor. Fakat belli bir geleneksel ziraat türlerinin dışına çıkılamamış. Aromatik bitkilerle üretimiyle bunu aşmak istiyoruz. Afşin'imizde endemik olarak yetişen veya bölgemize uyum sağlayabilecek bitkileri üreterek çiftçilerimize örnek olmak istiyoruz. Çiftçilerimize yeni bir gelir alanı oluşturmak istiyoruz. Çiftçilerimiz ürünlerini çıkarttığında da ne yapacağını düşünmemesi ve özel sektör yatırıma başlayıncaya kadar distilasyon ünitesini de kurarak hizmet vermek istiyoruz. Şuandaki geleneksel ürün türlerinden çok daha fazla gelir getiren aromatik ürünlerin üretiminin yaygınlaşması için örnek olmak istiyoruz. Özellikle bölgemizde işsizlik oranı fazla hem istihdamı artırmak hem de ilçe ekonomisine katkıda bulunmak adına bu projenin çözüm getireceğine inanıyoruz." Üretilen tıbbi ve aromatik bitkilerin işlenmesi için distilasyon tesisi kurma çalışmalarına başladıklarını aktaran Güven, " Belediye olarak 6 yıldır lavanta üretiyoruz ve peyzaj işlerimizde kullanıyoruz. Bu üretim alanında ilk defa ticari amaçla lavanta ekimini yapacağız. Aromatik gül ve yağlık gül ile birlikte çok daha iyi bir yere gelmek istiyoruz. Özellikle Binboğa dağlarının eteklerinde bulunan Afşin'de ziraatın, tarımın çok daha gelir getiren bir sektör olduğunu göstermek istiyoruz. İnşallah yeni ürünlerle de bu sağlanacak. Distilasyon ünitesini de kurarak buradan çıkan ürünler ve vatandaşlarımızın ürettiği ürünleri işlemek istiyoruz. " açıklamasında bulundu. 

lavantaAFŞİN, LAVANTA VE GÜL KOKACAK
6 yıldır seralarda ve kendilerine ait alanlarda peyzaj çalışmalarında kullanmak için lavanta üretimi yapan Afşin Belediyesi, vatandaşlara gelir getirici ürünler sağlamak adına 280 dekarlık alanda, kozmetik, temizlik, sağlık ve gıda sektöründe kullanılan lavanta ve yağlık gül yetiştirmeye başlandı. Afşin Belediye Başkanı Mehmet Fatih Güven, lavanta uygulama alanında incelemelerde bulundu. 
Afşin-Elbistan Ovasını gelir aromatik bitkilerle daha zengin hale getirmek istediklerini ifade eden Afşin Belediye Başkanı Mehmet Fatih Güven, "Binboğa Dağlarının eteklerindeki Afşin'de, aromatik bitkilerle ziraatın, tarımın çok daha gelir getiren bir sektör olduğunu göstermek istiyoruz." dedi. 

keyfUNESCO KÜLTÜR MİRASIMIZ AFŞİN ESHAB-I KEHF
Roma Döneminde Hristiyanlığı Kabul Ettikleri İçin Putperest Dakyanus'un Zulmünden Kaçan Yedi Genç; Yemliha, Mislina, Mekselina, Mernûş, Tebernûş, Şazenûş ve Kafestatyûş, Köpekleri Kıtmir İle Birlikte Bir Mağaraya Sığınırlar Fakat askerler, dışarı çıkamasınlar diye mağaranın ağzını bir duvar örerek kapatırlar... 
Yedi genç burada yüzyıllarca uykuda kalır ama uyandıklarında sadece bir gece uyuduklarını düşünürler; aradan hayli uzun zaman geçtiğinin farkında değillerdir. İçlerinden biri yiyecek almak için dışarı çıkınca her şeyin değiştiğini görür.  
Hem Hristiyan hem de İslam inancında ortak payda olan yedi arkadaşın kaldığı mağaranın nerede olduğuna konusunda farklı rivayetler var. Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarında onlarca mağara Eshab-ı Kehf adıyla anılır. Türkiye'de ise Selçuk, Tarsus ve Afşin ilçeleri; Eshab-ı Kehf'i ağırlayan mağaranın kendi bölgesinde bulunduğunu söyler fakat bulgular bize Afşin'i işaret ediyor. Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesinde yer alır. B urada yedi arkadaşa ithaf olarak inşa edilen külliye, Antik Çağ'dan beri kutsal sayılan ve Eshab-ı Kehf adıyla tanınan kayalık bir tepenin yamacındaki mağaranın çevresine kurulmuştur. Kur'ân-ı Kerîm'de, mağarada yıllarca uyuyan arkadaşların uyandırıldıktan kısa bir süre sonra vefat ettiği ve bu olaya şahit olan insanlar tarafından mağaranın yanına mescit (kilise) yapıldığı ifade edilir. Külliyenin öyküsü kısaca şöyledir; Kaynaklardan anlaşıldığına göre bu kiliseyi Bizans İmparatoru II. Theodoius (408-450) yaptırmış. 
Daha sonraları “İsa Mescidi” ismiyle bilinen ve zamanla harabeye dönen bu kilisenin üzerine Anadolu Selçuklularının Maraş Emîri olan Nusretüddin Hasan Bey, 1215 - 1234 yılları arasında, içinde bugünkü caminin de bulunduğu bir dizi inşaata girişmiş. Kilisenin bazı malzemelerinin de bu caminin inşaatında kullanıldığı, kutsal mağara ile caminin uyumlu bir şekilde kaynaştırıldığı görülür. Nusretüddin Hasan Bey'in inşa ettirdiği bu külliyenin diğer yapıları; ziyaretçilerin ihtiyaçlarının karşılanması ve konaklamalarının sağlayan ribat (1215) ve handır (1233). Daha sonra, Dulkadir Beyliği döneminde yapılan medrese (1480-1492), kadınlar mescidi (1500) ve buk'a ilâvesiyle külliye büyütülür. 
Paşa Çardağı ise, Osmanlılar döneminde 1531 yılında inşa edilir. 
Bu öyküsüyle Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi; Hristiyan ve İslâm dünyasında kutsal bir mekân kabul edilen ve Bizans devrinden beri önemli bir ziyaret yeri olan bölgeye Anadolu Selçuklu, Dulkadir Beyliği ve Osmanlı Devleti'nin sahip çıktıklarını gösterdiği kadar, bu olayın Afşin'deki (Efsus) mağarada yaşandığını kabul ettiklerini de ortaya koyar.  Mevcut belgeler ışığında bizler, “Eshab-ı Kehf olayının Afşin'deki mağarada gerçekleştiğini düşünmekteyiz. 
Birçok Müslüman âlim, Eshab-ı Kehf olayının Afşin'deki (Efsus) mağarada gerçekleştiği görüşünde olduğu gibi günümüzde Eshab-ı Kehf Külliyesi'nde incelemeler yapan bilim adamları da aynı düşünceye sahip olduklarını belirtiyorlar.  Tespit edebildiğimiz kadarıyla, dünyanın muhtelif yerlerindeki diğer Eshab-ı Kehf'lerde böyle muhteşem bir külliye bulunmuyor. Afşin, bu anlamda tek örnek olarak kaldığı gibi Kahramanmaraşlılar, çocuklarına -yedi arkadaşın adları olan- Yemliha, Mislina, Mekselina, Mernûş, Tebernûş, Şazen, Eshabil gibi isimler koyarlar. Bu durum, Kahramanmaraşlıların Eshab-ı Kehf olayını tarih boyunca benimsediğini ve canlı tuttuklarını gösterir. 
Eshab-ı Kehf olayı Hristiyan ve İslâm dünyasında canlılığını tarih boyunca korumuş bir olgudur. 
Olayın öneminden dolayı Kur'an-ı Kerim'in 18. suresi “Kehf” adını taşır ve orada neler yaşandığı anlatılır. Hristiyanlar ise “Yedi Uyurlar”ı aziz olarak kabul ederler. Eshab-ı Kehf olayına Musevi ve Hint kutsal kitaplarında da rastlayabilirsiniz. Eshab-ı Kehf olayı ve ziyaretgâhları, farklı toplum ve inançlar arasında toplumsal barışı ve hoşgörüyü tesis eden önemli kültür mirasları olduğu gibi dinler arası iletişimin de odak noktasıdır. Dünyada bir örneği daha olmayan Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi, “İnanç Turizmi” açısından oldukça önem taşıyor. 
Herkesi burayı ziyaret etmeye davet ediyoruz.

tarih1TARİHİ YENİDEN CANLANDIRDIK
Tarihi alanlarda yapılan iyileştirme projeleri sayesinde tarihi yeniden canlandırdıklarını belirten Güven, “Bazı kaynaklara göre Ömer Ağa, sanat tarihçileri tarafından 750 yıllık bir konak olduğu söyleniyor. Ecdadın ince zevkini yansıtan süslemeler kullanılmış. Bizlere şimdiye kadar unutturulmaya çalışıldı ve ecdadımızdan utandırılmaya çalışıldık. Ecdadımızın 750 yıllık ince zevkini burada hemşerilerimize sunmaktan onur duyuyoruz. Buraya devraldığımızda çökmüş bir vaziyetteydi. Hemen harekete geçtik ve yaklaşık bir buçuk yıllık restorasyon süreci sürdü. Hemen akabinde de restorasyon çalışmalarına başlanıldı. Son aşamaya geldik ve şuanda teftişini yapıyoruz. Afşin evi ve müzesi olarak kullanılacak, Afşin’in eski yaşanmışlıklarını burada hemşerilerimiz görme imkânı bulacak. Ecdatlarımız ile ne kadar gurur duymamız gerektiğini, ne kadar gurur duyduğumuzu burada insanlarımız gelip görecekler. Tarihine sahip çıkmayan milletin geleceği olması mümkün değil. Tarihinden ders almayan milletlerin geleceğinden ders alması mümkün değil. Buranın restorasyonu bittiğinde insanlarımız çok mutlu oldu ve geçmişte dedelerinden ne varsa bize bağışladılar. Burada gördüğünüz eskiye ait sergilerin ve eserlerin, yüzde 98’i vatandaşlarımız tarafından bağışlandı ve devamda ediyor" dedi. 
Burada eski Afşin yaşantısını ifade eden eşyaların sergileneceğini belirten Güven, "Dedelerimizin nasıl yaşadığını genç nesle göstereceğiz. Aşık Mahsuni Şerif ve Hayati Vasfi Taşyürek, Afşin’den yetişip tüm ülkeye kazanılmış değerlerimiz. Burayı genç nesillerimize tanıtılması ve gösterilmesini istiyoruz. Burada böyle bir canlandırma yaptık umarım hoş olmuştur” diye konuştu. 

laleTERS LALELER DOĞASEVERLERİ BÜYÜLÜYOR
Afşin’de çiçek açan ‘ağlayan gelin’ olarak bilinen ters laleler, her yıl bahar aylarında ziyaretçilerini ağırlıyor.
Kahramanmaraş’ın doğal bitki çeşitleri bakımından dünyanın istisna kentlerinden biri olduğuna dikkat çeken Afşin Belediye Başkanı Mehmet Fatih Güven, "Afşin’in kırsal hayatını, dağ hayatını, doğal hayatını yerinde gözlemleyen ve bunlara hayranlık duyan insanlarız. Zaman zaman bunları fotoğraflamak bizlere çok büyük bir keyif veriyor. Bölgemiz lale popülasyonu tarafından oldukça zengindir. Ağlayan gelin diye tanınan ters lale bu bölgede bizlere çok geniş imkânlar sunuyor. Bölge aslında lalenin anavatanı edasındadır. Bölgede 6-7 tür ters lale mevcut" dedi.
Başkan Güven sözlerine şöyle devam etti;” Ters Lale Afşin Binboğa Dağları’nda mevcut. Çünkü iklimi gayet müsait. Yaklaşık 3-4 yıldır çiçek açıyorlar. Temennimiz o bölgede lale türlerinin, özellikle ağlayan gelinin bölgede çoğalması, sürdürebilirliğinin sağlanmasıdır. Zaten nesli tehdit altındadır bu türün. Soğan kaçakçılığı var. Çiçek kaçakçılığı var. İnşallah bu çiçeği gelecek nesillere taşıma adına sürdürebilirliğini sağlayabilirsek ne mutlu bizlere. Gelecek kuşaklarda bu laleyi orada doğal ortamında kaybolmadan, yok olmadan görebilme imkanına kavuşmaları bizlerin çabasıdır" diye konuştu.

arf

Yukarı